Bu benim küçük dünyam. Ve sizde küçük konuklarımsınız. Dizelerimle, umarum bana dokunabilir, dünyamın içine girebilirsiniz. Dünyamın kapılarını size açıyorum. Hoşgeldiniz.
1 Aralık 2012 Cumartesi
Fark ettim ki uzun zamandır yazmaz olmuşum. Kaçmışım yazmaktan, bir şeyleri kendime itiraf etmekten. Sanırım bunca zaman, kendimi sadece müziğe verdiğim tüm bu zaman, ondan kaçmaya çalışıyordum. Hayır, hayır. O değildi kaçtığım. O benim kurtuluşum, sığınağım. Bir insan nasıl kaçar limanından? Hayatımdı kaçtığım. Evet. Hayatımı yazmak, hayatımı anlatmak demekti. Hayatımı anlatmak, o iğrençliği yeniden yaşamak demekti. Kader ve hayat denilen çiftin, tüm çirkefliğiyle önümde kadeh tokuşturması demekti. Bu gibi zamanlarda, insanlara ve kendime öğüdüm, sabretmekti. Dayanmaktı, sadece hayatta kalmaktı. Umutlu tarafım, tüm gücü ve benliğiyle buna inanmak isterken; içimdeki kötü duyguların sahibi olan yer bana kendimi kandırdığımı fısıldıyordu. Sessiz ve yavaşça yapıyordu bunu. Işıklar söndüğünde, umuduma üstün gelebilmek için. İtiraf etmeliyim, çok başarılı. Çok iyi yapıyor işini, bir prim alsa iyi olur. Kısa yoldan tatile çıkması da yararıma. Daha fazla yazamayacağım galiba yine. Bazen insan yazmak bile istemiyor işte. öyle anları oluyor ki, her anında koştuğu müziği bile aramaz oluyor. İşte acı böyle bir şey. İnsanı bu hale getiriyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder